Kimim Ben?
Ben Melih Emirgan. 1997 yılının Aralık ayında doğdum.
O zamanlar ailemin bilmediği bir şey vardı: Hayat, daha ilk yılında bana alışılmadık bir senaryo yazmıştı.
Henüz 8 aylıkken nefes alamamaya başladım. Hastaneye götürüldüğümde doktorlar oldukça nadir rastlanan bir şey söylediler: Nöroenterik kist... Ama nadir olan kist değil, vücuda yerleştiği bölge, doktorlar şaşkındı. Ameliyat sonrasında kalıcı beyin hasarı, felç, gelişim geriliği… Ne olacağı belli değildi.
Fakat hayat, bazen istatistikleri dinlemez.
Neyse ki beynimde hasar oluşmadı. Vücudumun sağ tarafını tam verimde kullanamadım. Buna rağmen yürüyebildim, oyun oynadım, büyüdüm. 16 yaşıma kadar hiçbir şeyden geri kalmadım.
Sonra bir dönemeç geldi. Ailemin iyi niyetle yönlendirdiği bir fizik tedavi süreci, yanlış uygulamalarla altı ay içinde beni tekerlekli sandalyeye bağladı.
Ve hayatın sesi, o dönem bir süreliğine kısıldı.
Yaklaşık dört yıl boyunca, fiziksel engelimden çok daha zorlusu olan bir şeyle mücadele ettim: yalnızlık.
İnsanların hayatına kaldığı yerden devam ettiği, zamanın aktığı ama benim yerimde saydığım bir dönemdi bu.
Peki sonra?
Çocukluğumdan beri içimde hep kıpırdayan o şey: Müzik.
Eski bir bilgisayar ve kulaklıkla başladı her şey.
Birkaç notayla, birkaç denemeyle…
Derken müzik beni yeniden inşa etti.
Kısa sürede eğitmenlik yoluna girdim.
Sonraki yıllarda yüzlerce insanın müzikle yolunun kesişmesine aracı oldum.
500'den fazla müzik prodüksiyonu yaptım.
Ve fark ettim: Müzik, sadece duymak değilmiş. Bir tür düşünme biçimiymiş.
Bugün hâlâ üretmeye devam ediyorum. Sadece müzik değil;
teknoloji, felsefe, sanat, psikoloji…
İnsanı etkileyen her şeyi inceliyor, sorguluyor ve yazıyorum.
Burası da işte bu yüzden var.
Hikâyeleri, fikirleri, bilgiyi paylaşmak için.
Çünkü bazen bir hayat hikâyesi, bir cümlede saklı olur:
“Hayata hiç tahmin etmediğin bir yerden başlarsın ama yine de sonuna kadar yürümeye devam edersin.”